Header Ads

Besin Destekleri mi? İşlevsel Gıdalar mı?

Sağlıklı yaşamayı sağlayan, hastalıkları tedavi eden fonksiyonel besinlere ilgi gittikçe artıyor. Hem ülkemizde hem de tüm dünyada, insanların sağlıklı yaşam ve sağlığın korunması kavramları konusuyla, şimdiye kadar görülmeyen derecede fazla ilgili ve bilinçli olduğu gözlemleniyor. Prof. Dr. Dilek Demir Erol, işlevsel besinler hakkında şu bilgileri veriyor.

Fonksiyonel besinlere artan ilginin nedenleri arasında; sağlık üzerindeki etkilerini gösteren bilimsel bulguların artması, yazılı ve görsel basında beslenme ve sağlık konusundaki haberlerin çoğalması, konuyla ilgili kitapların sayısının artması, internette konuya çok yer verilmesi ve bunlara kolayca ulaşılabilmesi bulunuyor. Bir diğer önemli neden ise özellikle gelişmiş toplumlardaki ortalama yaşam süresindeki belirgin artış ve bunun sonucunda “Toplumun yaşlanması”. Ortalama yaşam süresi Japonya ve Norveç gibi refah düzeyi yüksek toplumlarda 80’li yaşları aştı, Türkiye’de ise 70 yaş civarında. Toplumda ortalama yaşam süresi arttıkça bu tip ürünlere olan talep de artıyor. Yapılan hesaplamalar sonucunda, 2050 yılında gelişmiş ülkelerde, nüfusun üçte birinin 50 yaş üzerinde olacağı öngörülüyor. Ancak önemli olan 50’li yaşlara ulaşmak, uzun yaşamak değil, sağlıklı bir yaşlanma dönemi yaşamak.

Büyük bir ticari pazar: İşlevsel Besinler
Doğal besinler (meyve ve sebzeler), organik ürünler ve bunlardan hazırlanan sağlık ürünlerinin yanı sıra beden ve fiziksel kapasiteyi artıran ürünler yer alıyor. Spor içecekleri, elektrolit içecekleri ve spor enerji barları gibi ürünler, katkılı yulaf gevreği ürünleri, folat katkılı portakal suyu, kolesterolü düşüren stanol katkılı margarinler gibi ürünler de bu grup içinde yer alıyor. 1992’de sadece ABD’de 5.4 milyar dolar olan bu grup ürünlerin pazarı günümüzde ise 50 milyar dolar civarında bulunuyor.

Fotosentezden raflara…
Bitkilerde, fotosentez sonucu, bitkinin büyümesi, gelişimi, metabolizması veya savunması ile ilgili amino asitler, klorofil, nükleotitler, basit karbonhidratlar ve membran lipitleri gibi bileşikler primer metabolitler gibi birçok molekül meydana gelir. Sarımsak, enginar, ısırgan gibi gıdalar işlevsel besinler olarak tanımlanır. Ancak, son yıllarda bu besin bileşenlerini tablet, şurup gibi farmasötik formlar halinde kullanıma sunulan besin destekleri kavramı önemli bir ticari potansiyel yarattı.

Besin destekleri; farklı beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak, özellikle bitkilerin bu besleyici ve sağlık için önemli bileşenlerinden yeterince yararlanamayan kişiler tarafından kolay kullanım yarattığı için tercih ediliyor. Besin olarak yararlanılan bitkilerin besleyici öğelerinin dışında sağlığın korunması ve tedavi amacıyla yararlanılmasını sağlayan ve tablet, şurup gibi farmasötik şekillerde pazarlanan ürünler ise nutrasötikler olarak adlandırılıyor.

İşlevsel besinler kanser riskini azaltıyor
Sağlığı koruyucu veya hastalık riskini azaltıcı etki gösteren gıda olarak tanımlanıyor işlevsel gıdalar. (Roberfroid, 1999)

Lahana, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası kanser riskini azaltır. Domates göğüs, sindirim sistemi, mesane, deri ve akciğer kanseri riskini azaltır. Sarımsak kanserden korur, mide tümörünün oluşumunu engeller. Keten tohumu kalp atakları ve kalp krizi riskini önler.

Fonksiyonel besinler; doğal olarak içerdikleri spesifik, fizyolojik aktif bileşenleri ile kardiovasküler, kanser, diabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklardan koruyarak tedavi edip, yaşam kalitesini yükselten besinler olarak tanımlanıyor. Fonksiyonel besin olarak nitelendirilen soya fasulyesi, keten tohumu, sarmısak, lahana, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, domates, meyan kökü gibi besinler, yüksek antikarsinojik aktiviteye sahipler. Turunçgiller ise içerdikleri C vitamini, folik asit, potasyum, pektin dışında aktif fitokimyasal öğeleri içeriyorlar. Fitokimyasal öğeler de, kanser ve kardiovasküler hastalık riskini azaltıyor.

Günlük gereksinim miktarlarını aşmayan vitamin ve mineral formülasyonları, protein ve amino asit ekstreleri, Omega-3, Omega 6 veya Omega 9 yağ asitleri, balık yağı formülasyonları besin desteği tanıma uyar.

Nutrasötik: Besin olmayan ama besin kadar etkili…
“Bir besinde biyolojik olarak etkili olduğu kabul edilen bir bileşeni, besin olmayan bir taşıyıcı içerisinde, besinde bulunduğundan çok daha yüksek miktarlarda taşıyan ve profilaktik ya da tedaviyi desteklemek amacıyla kullanılan besin destekleri” (Zeisell, 1999). Besin/işlevsel besinlerde bulunan etkili bileşenleri kaynağında bulunduğundan çok daha yüksek miktarlarda taşıyan ve farmasötik dozaj şekilleri halinde pazarlanan ürünlerdir. Örneğin domatesin etkili bileşeni likopen, üzüm çekirdeğinin etkili bileşeni resveratrol, yeşil çayın etkili bileşeni olan EGCG (epigallokateşin gallat) veya soya fasulyesinden elde edilen izoflavonlar bu tanıma uyar.

Besin Desteği ve Nutrasötik olarak sınıflandırılan ürünlerin ortak özelliği “besin” olmalarının yanı sıra “doğal” olmaları. Doğal dendiğinde ise doğadan elde edilen ve besin olarak yararlanılan tüm “bitkisel, hayvansal, mineral ya da mikroorganizma” kaynaklı ürünler söz konusu oluyor.

Sonuç olarak; insanların kendi beslenme alışkanlıklarını göz önüne alarak belirli aralıklar ile besin destekleri kullanması, sağlığın korunması ve sağlıklı bir yaşlanma süreci için önemlidir. Ancak aşırı miktarlarda ve gereksiz yere kullanılmasının da zarar verebileceği göz önüne alınmalı. Bu bakımdan, internet sitelerinde ya da satıcı firmalar tarafından satışının artırılmasına yönelik reklamlara kapılmadan, güvenilir kurumlar tarafından yayınlanan kaynaklardaki kullanım önerileri izlenmelidir.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.