Uğur Özcan
Sokağın
lezzetini markaya dönüştüren genç bir girişimcinin hikâyesi
Haber
– Röportaj: İlkim Tuna
Kokoreç, Türkiye'de sadece bir
yemek olarak karşılık bulmuyor; gece yarısı acıkanların uğrak noktası, uzun bir
yolculuğun en güzel molası, arkadaşlarla paylaşılan masanın başrolü, kimi
şehirlerde ise başlı başına bir kültür. İstanbul'da balık pazarının
içinden yükselen köz kokusuna karışan o kendine özgü kokoreç kokusu nasıl
hafızada ayrı bir yer tutuyorsa, Antalya'da da sokak lezzetlerinin kendi
ritmi var. Sütçüler Caddesi üzerinde gece gündüz yaşayan Özcanlar
Kokoreç Sütçüler'e girdiğinizde bu duyguyu hatırlatan bir atmosfer
karşılıyor insanı: hareket, ateş, baharat, kızarmış ekmek kokusu, tezgahtaki
ustanın el alışkanlığı, masalarda uzayan sohbetler...
Yaklaşık
iki yıl önce Uğur Özcan tarafından hayata geçirilen Özcanlar Kokoreç
Sütçüler, Antalya'nın Kepez ilçesine bağlı Sütçüler'de kısa
zamanda kendi müdavimlerini oluşturan adreslerden biri haline geldi. İşletme 7/24
hizmet veriyor; aynı anda yaklaşık 200 kişiyi ağırlayabilecek
kapasitesiyle gece geç saatlerden sabahın ilk ışıklarına kadar uzanan
farklı bir müşteri profiline de hitap ediyor.
Menüde
kokorecin kuzu ile dana seçeneklerinden İzmir ve İstanbul usullerine, özel
sarım kuzu atomdan köfteye, kasap sucuğa, uykuluğa, şırdana, mumbara,
çorbalara, Antalya piyazına, midye dolmaya, ev yapımı sütlaca kadar uzanan
geniş bir sokak lezzetleri seçkisi bulunuyor. Fakat Özcanlar Kokoreç
Sütçüler'in hikâyesini asıl ilginç kılan menünün genişliği kadar, Uğur Özcan'ın
işin her aşamasında mutfağın içinde kalmayı tercih etmesi. Turizm ve eğlence
sektöründe 10 yılın üzerinde önemli otellerde görev yapan
Özcan, şimdi işletmeciliği tezgâhın arkasında, ürünün başında, ekibinin yanında
sürdürüyor.
Antalya'da
kokoreç alanında çok sayıda seçenek bulunurken bir işletmenin kısa sürede
müdavim kitlesi oluşturması, ürün kadar hizmetin de doğru kurulmasını
gerektiriyor. Özcanlar Kokoreç Sütçüler'e ilişkin müşteri değerlendirmelerinde
de lezzetin yanında sıcak servis, hız, temizlik ile siparişe gösterilen özen
gibi ayrıntılar öne çıkıyor.
Mutfak Dergisi.net olarak Özcanlar Kokoreç
Sütçüler'in kurucusu Uğur Özcan'la; turizmden restoran işletmeciliğine uzanan
yolculuğunu, kokorece bakışını, ürün seçimindeki hassasiyetini, hijyen
anlayışını, müşteri memnuniyetini, ekibiyle birlikte tezgâhın başında olmanın
önemini, markanın gelecek hedeflerini konuştuk.
“Ben
bu işin her aşamasında olmak istedim”
Mutfak Dergisi.net: Yaklaşık iki yıl önce
Özcanlar Kokoreç Sütçüler'i kurdunuz. Sizi böyle bir işletme açmaya götüren
hikâye nasıl başladı?
Uğur
Özcan: Turizm
ve eğlence sektöründe 10 yılın üzerinde çalıştım. Özellikle önemli otellerin
eğlence departmanlarında farklı görevler üstlendim. O yıllarda insan
ilişkilerini, misafir beklentilerini, hizmetin ayrıntılarını çok yakından
öğrendim. Bir işletmeye gelen insanın sadece karnını doyurmak istemediğini, iyi
karşılanmak, kendini rahat hissetmek, aldığı hizmetten memnun ayrılmak
istediğini zaman içinde daha iyi gördüm.
Sonrasında
kendi işimi kurma fikri giderek güçlendi. Yemek sektörüne yönelirken de aklımda
tek bir ürün yoktu. İnsanların tekrar tekrar gelmek isteyeceği, gece gündüz
yaşayan, samimi bir sokak lezzetleri mekânı kurmak istedim. Kokoreç bu işin
merkezine yerleşti. Bugün geriye baktığımda verdiğim kararın arkasındaki en
önemli şeyin, bu işi sadece ticari bir işletme olarak görmemek olduğunu
düşünüyorum. Bir tabak yemeğin, bir ekmek arası kokorecin insanın hafızasında
yer edebileceğine inanıyorum.
“Kokoreçte
ürünün kendisine saygı göstermek gerekiyor”
Mutfak Dergisi.net: Kokoreç gibi ustalık
isteyen bir ürünü merkeze koyduğunuzda ilk günden itibaren hangi konularda
hassasiyet gösterdiniz?
Uğur
Özcan: Kokoreçte
işi birkaç baharatla çözemezsiniz. Ürünün nereden geldiği, nasıl hazırlandığı,
nasıl muhafaza edildiği, tezgâhta nasıl işlendiği, ateşle nasıl buluştuğu çok
önemli. Biz tedarik aşamasından itibaren seçici davranıyoruz. Ürünün kalitesini
kontrol ediyoruz. Muhafaza koşullarına dikkat ediyoruz. Tezgâha geldiği andan
müşterinin önüne gittiği ana kadar süreci takip ediyoruz. Benim için ustanın
ürünü tanıması kadar ürünün başında durmak da önemli. Bu nedenle işletmede
sadece müşteri tarafında bulunan bir işletmeci olmadım. Tezgâhta ustamızla,
ekip arkadaşlarımızla birlikte çalışıyorum. Pişirme sürecini, kesimi,
baharatlamayı, servisi yakından takip ediyorum. Kokoreçte küçük bir ayrıntı son
ürünü değiştirebilir. Ateşin derecesinden kesimin kalınlığına kadar her şeyin
bir karşılığı var.
“İnsanlar
artık temizliğe de lezzet kadar bakıyor”
Mutfak Dergisi.net: Gıda sektöründe hijyen
konusu müşterinin kararında giderek daha fazla belirleyici oluyor. Sizin
işletmenizde bu konu nasıl ele alınıyor?
Uğur
Özcan: Hijyen
bizim için müşterinin gördüğü bölümle sınırlı bir konu değil. Tezgâhın temiz
görünmesi elbette önemli. Fakat asıl mesele görünmeyen bölümde de aynı
disiplinin devam etmesi. Ürünün muhafazası, hazırlık alanları, kullanılan ekipmanlar,
çalışanların kişisel temizliği, servis alanları sürekli kontrol altında
tutulmalı. Bir işletmenin lezzeti iyi olabilir; temizlik konusunda taviz
veriyorsanız o lezzetin anlamı kalmaz.
Ben
müşterinin buraya ailesiyle, arkadaşıyla, çocuğuyla rahatça gelebilmesini
istiyorum. Bunun yolu da mutfaktan başlıyor.
“Menüyü
genişletirken merkezden kopmadık”
Mutfak Dergisi.net: Menüye baktığımızda
kokoreçin yanında köfte, sucuk, uykuluk, ciğer, şırdan, mumbar, çorbalar,
Antalya piyazı, tatlılar gibi oldukça geniş bir seçenek görüyoruz. Bu
çeşitlilik nasıl oluştu?
Uğur
Özcan: Kokoreç
bizim merkezimiz. Fakat buraya gelen herkes aynı şeyi yemek istemeyebilir. Bir
aile düşünün; bir kişi kokoreç seviyor, diğeri köfte istiyor, bir başkası çorba
içmek istiyor. Biz de sokak lezzetlerinin sevilen ürünlerini aynı çatı altında
buluşturmak istedik. Köfte, kasap sucuk, uykuluk, ciğer, mumbar, şırdan,
çorbalar, Antalya piyazı gibi ürünler bu anlayışın parçası. Tatlı tarafında da
ev yapımı sütlaç başta olmak üzere farklı seçeneklerimiz var. Menüyü büyütürken
dikkat ettiğimiz nokta şu: Her ürünü sırf menüde bulunsun diye eklemiyoruz.
Arkasında durabileceğimiz ve daima aynı lezzet standardını sağlayabileceğimiz
kalitedeki ürünü sunmak istiyoruz.
“Kokoreçte
usul, damak hafızasıdır”
Mutfak Dergisi.net: Kuzu, dana, İzmir usulü,
İstanbul usulü, atom... Kokoreç konusunda oldukça geniş bir seçki sunuyorsunuz.
Sizce müşterinin damak zevkini bu kadar çeşitlendiren şey nedir?
Uğur
Özcan: Kokoreçin
güzel taraflarından biri de burada. Aynı ürün farklı şehirlerde farklı karakter
kazanıyor. Kimi müşteri ince kıyım, kimi iri kıyım seviyor. Kimi baharatı ön
plana çıkarıyor, kimi ürünün kendi tadını daha belirgin almak istiyor. İzmir
usulünün kendine has bir karakteri var. İstanbul usulünde domates ve biber
devreye giriyor. Dana ile kuzu arasında da ciddi bir lezzet farkı bulunuyor. Biz
müşteriye seçme imkânı vermeyi seviyoruz. Çünkü kokoreç biraz da damak
hafızasıdır. İnsan yıllar önce yediği bir kokorecin tadını hatırlayıp bugün
aynı hissin peşinden gelebiliyor.
“Tezgâhta
olmak benim için kontrol etmekten daha fazlası”
Mutfak Dergisi.net: İşletmenin sahibi olarak
sizi zaman zaman tezgâhın başında, ustalarla birlikte çalışırken görmek mümkün.
Bu sizin için bir tercih mi?
Uğur
Özcan: Kesinlikle.
Ben işletmeyi uzaktan yönetmeyi tercih etmiyorum. Bir ürünün müşteriye nasıl
gittiğini bilmek istiyorsam onun hazırlanma sürecini de bilmeliyim.
Ustalarımızın
deneyimine çok güveniyorum. Onlardan öğreniyorum, birlikte karar veriyorum.
Benim orada bulunmam da ekibe bir baskı oluşturmak için değil; aynı sorumluluğu
birlikte taşımak için. Bir müşteri bir ürünü beğenmediğinde bunun nedenini
anlamak istiyorum. Beğendiğinde de neyin doğru yapıldığını bilmek istiyorum.
İşletmenin başında durmak bana bu bağı kurma imkânı veriyor.
“Buraya
Antalya'nın her tarafından insan geliyor”
Mutfak Dergisi.net: Özcanlar Kokoreç
Sütçüler'in müşteri profiline baktığınızda nasıl bir tablo görüyorsunuz? Daha
çok çevreden gelen müşteriler mi var, yoksa Antalya'nın farklı bölgelerinden de
müdavimleriniz oluştu mu?
Uğur
Özcan: Her
yaştan insan geliyor. Elbette Sütçüler'in, Kepez'in kendi müşterisi bizim için
çok kıymetli. Fakat zaman içinde Antalya'nın farklı bölgelerinden gelen
insanları da görmeye başladık. Aksu'dan gelen müşterimiz var, Lara'dan gelen
var, Konyaaltı'ndan kalkıp buraya gelen var. Şehrin uzak bir noktasından sırf
kokoreç yemek için gelen müşterilerimiz oluyor. Bu bizim için çok değerli. Meslek
grubu açısından da çok renkli bir kitlemiz var. Beyaz yakalılar geliyor, iş
yeri sahipleri geliyor. Oyuncular, yazarlar, reklamcılar, turizmciler geliyor.
Her kesimden insan aynı masada buluşabiliyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında
nişanlardan, düğünlerden çıkan kalabalık grupları çok görüyoruz. Organizasyon
bitiyor, insanlar topluca buraya geliyor. Gece saatlerinde kalabalık grupların
bir arada yemek yediği çok oluyor. Bence sokak lezzetlerinin en güzel
taraflarından biri bu. İnsanların sosyal konumu, mesleği, yaşı bir süreliğine
arka planda kalıyor. Aynı masada aynı lezzetin etrafında buluşuyorsunuz.
“24
saat açık olmak, 24 saat aynı kaliteyi korumak demek”
Mutfak Dergisi.net: İşletmeniz 7/24 açık. Bu,
özellikle mutfak açısından ciddi bir operasyon gerektiriyor. Gece ile gündüz
arasında müşteri profili de değişiyor mu?
Uğur
Özcan: Kesinlikle
değişiyor. Gün içinde ailesiyle gelen müşterimiz var. Akşam arkadaş grupları
geliyor. Gece başka bir hareketlilik başlıyor. Sabahın erken saatlerinde çorba
isteyen, işe gitmeden uğrayan insanlar oluyor. Yirmi dört saat açık olmak bizim
için tabelayı hiç kapatmamak anlamına gelmiyor. Aynı kaliteyi, aynı temizliği,
aynı ilgiyi günün her saatinde sürdürebilmek gerekiyor. Bunun için ekip
çalışması çok önemli. Herkesin görevini bilmesi, ürünü tanıması, servis
standardını koruması gerekiyor. Ben de bu düzenin içinde bizzat olmaya
çalışıyorum.
“Başarının
arkasında tek bir sır aramıyorum”
Mutfak Dergisi.net: Antalya'da çok sayıda
kokoreç işletmesi varken Özcanlar Kokoreç Sütçüler'in kısa sürede ciddi bir
müşteri kitlesine ulaşmasını siz neye bağlıyorsunuz?
Uğur
Özcan: Tek
bir sebep söylemek kolay olurdu. Ben bunun birkaç şeyin bir araya gelmesiyle
oluştuğunu düşünüyorum. Önce ürün. İyi ürün olmadan hiçbir şey başlamıyor.
Ardından temizlik, doğru pişirme, doğru servis, ekip uyumu, müşteriyi dinlemek
geliyor.
Bir de
istikrar var. Bir gün çok iyi kokoreç yapıp ertesi gün aynı standardı
koruyamazsanız müşteri sizi tercih etmeye devam etmiyor. Bizim için her gün
yeniden başlamak gibi. Dükkânı açtığımız gün ne kadar dikkat ettiysek bugün de
aynı dikkati göstermek zorundayız.
“Turizm
bana misafirin ne hissettiğini okumayı öğretti”
Mutfak Dergisi.net: Turizm sektöründe
geçirdiğiniz 10 yılın üzerindeki sürenin bugün restoran işletmeciliğinize en
büyük katkısı ne oldu?
Uğur
Özcan: İnsan
okumayı öğrendim. Bir otelde çok farklı kültürlerden, farklı beklentilerden
insanlar ağırlıyorsunuz. Kimin ne istediğini anlamaya çalışmak zorundasınız.
Restoranda da benzer bir durum var. Müşteri içeri girdiğinde yüzündeki ifadeden, siparişinden, sorduğu sorudan çok şey anlayabiliyorsunuz. Turizm bana hizmetin ayrıntılardan oluştuğunu öğretti. Gülümsemek, hızlı davranmak, masayı takip etmek, müşteriyi rahatsız etmeden ilgilenmek... Bunlar küçük görünen ama toplam deneyimi oluşturan şeyler. Bugün restoran işletirken o yıllardan öğrendiklerimi mutfak tarafındaki tecrübeyle birleştiriyorum.
“Hedefimiz
önce Antalya, sonra Türkiye”
Mutfak Dergisi.net: Önümüzdeki dönemde Özcanlar
Kokoreç Sütçüler'i nerede görmek istiyorsunuz?
Uğur
Özcan: Öncelikle
Antalya'da daha fazla insana ulaşmak istiyoruz. Antalya bizim memleketimiz,
burada doğan bir markanın önce kendi şehrinde karşılık bulması gerekiyor.
Sonrasında
Türkiye'nin farklı noktalarına ulaşma hedefimiz var. İnsanlar Antalya'ya
geldiğinde bizi bulsun istiyoruz; bunun yanında bizim de Antalya'nın lezzet
anlayışını başka şehirlere taşıyabilmemiz önemli. Fakat büyümek adına acele
etmek istemiyorum. Bir şube açmak kolay olabilir, aynı standardı her yerde
korumak zor. Bizim için asıl hedef, Özcanlar isminin geçtiği her yerde aynı
ürün kalitesinin, aynı temizliğin, aynı müşteri anlayışının devam etmesi.
“Benim
için en büyük reklam, müşterinin geri gelmesi”
Mutfak Dergisi.net: Son olarak; bugün Özcanlar
Kokoreç Sütçüler'e gelen müşterinin birkaç ay sonra yeniden gelmesini sağlayan
şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Uğur
Özcan: Lezzet
ilk kapıyı açıyor. Sonrasında güven devreye giriyor.
Müşteri
bugün güzel bir kokoreç yer, yarın tekrar geldiğinde aynı kokoreci bulursa
aranızda bir bağ oluşuyor. Ürünün temiz olduğunu biliyorsa, istediği şekilde
hazırlandığını görüyorsa, çalışanların kendisine yaklaşımından memnunsa artık
burası onun için bir adres haline geliyor. Benim için en güzel şey müşterinin
tekrar gelmesi. Bir insanın ailesini alıp yeniden gelmesi, arkadaşına “Burada
güzel kokoreç var” demesi, yıllar sonra uğrayıp “Ben buraya daha önce
gelmiştim” demesi... Marka dediğimiz şey biraz da böyle oluşuyor.
Ateşin
Başında Kurulan Bir Hikâye
Antalya'nın
hızlı büyüyen yeme-içme dünyasında yeni işletmelerin ortaya çıkması kadar, bir
adresin kısa sürede müdavimlerini oluşturması da dikkat çekici. Özcanlar
Kokoreç Sütçüler'in Sütçüler'deki hikâyesi, bu açıdan yalnızca bir kokoreç
dükkânının büyüme hikâyesi olarak okunmuyor. Uğur Özcan'ın turizm
sektöründen taşıdığı misafirperverlik anlayışı, mutfakta ürünün başından
ayrılmayan işletmecilik yaklaşımıyla birleşiyor. Tezgâhta ateşin karşısında
çalışan usta, siparişi alan ekip, masaya gelen müşteriyi karşılayan servis
personeli, ürünü seçen işletme sahibi aynı zincirin parçaları olarak hareket
ediyor.
Antalya'da
yüzlerce kokoreç adresinin bulunduğu bir ortamda bir işletmenin kısa sürede
kendisine ait bir müşteri çevresi oluşturması, lezzet kadar özenin, hijyenin,
istikrarın, insan ilişkilerinin de bu hikâyenin parçası olduğunu gösteriyor. Kokoreçin
ateşle buluştuğu o tezgâhın önünde birkaç dakika durduğunuzda ise meselenin
neden yalnızca bir sandviçten ibaret olmadığını anlıyorsunuz. Baharatın kokusu,
kızaran ekmeğin sesi, ustanın bıçağı, masalarda başlayan sohbetler, gece yarısı
kapıdan giren müşteriler...
Sokak
lezzetlerinin gücü biraz da burada; tadın kendine ait bir hafızası vardır. Özcanlar
Kokoreç Sütçüler'in önündeki hedef ise bu hafızayı Antalya'dan Türkiye'nin
farklı şehirlerine taşımak. Şimdilik hikâye Kepez Sütçüler'de,
ateşin başında devam ediyor.
Özcanlar
Kokoreç Sütçüler
Sütçüler,
Sütçüler Cd. NO:35 A D:A, 07320 Kepez/Antalya
02423255566
Mutfak Dergisi.net / Haber – Röportaj: İlkim Tuna





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder